Değerli arkadaşlarım, gezginci arıların da çok özel sorunları vardır; ancak,
zaman yetersizliğinden bu sorunlarına giremiyorum; ancak, bu sorunlar da acil
çözüm beklemektedir.
Değerli arkadaşlarım, çok ve büyük sorunları olmasına karşın, arıcıların
bugün için en ivedi sorunu pazarlama sorunudur. Hepimizin el ele vererek
arıcılarımızın bu sorunlarını aşmalarına yardımcı olmaya çalışmamız vicdanî
sorumluluğumuzdur. Sizleri ve yetkili kamu kuruluşlarımızı bal üreticilerimizin
sorunlarını çözmek için içtenlikle çalışmaya çağırıyor; sizlere ve özverili,
dürüst ve çalışkan arıcılarımıza en iyi dileklerimle saygılarımı sunuyorum.
(Alkışlar)
Hoşgörünüz için de Sayın Başkan, size teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Muğla Milletvekili Sayın Gürol Ergin'in yaptığı gündemdışı konuşma
üzerine, Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Mehdi Eker söz istedi.
Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Muğla Milletvekili Sayın Gürol
Ergin'in bal üreticilerinin sorunlarıyla ilgili olarak yapmış olduğu gündemdışı
konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızdayım ve Yüce Heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bilindi gibi, ülkemiz, doğal flora örtüsü açısından oldukça zengindir. Bu
zenginlik bitki örtüsü, iklim çeşitliliği, coğrafî yapı ve koloni varlığı
bakımından bir bütünlük arz ettiği halde, arıcılık ve arı ürünlerinde dünya
sıralamasında istenen ve olmamız gereken yerde, maalesef, değiliz. Koloni
varlığı bakımından Çin'den sonra dünya ikincisi olduğumuz halde, bal üretimi
açısından dünyada beşinci sıradayız. Bunun yanında, çam balı üretiminde ise
tekel durumundayız.
Türkiye'nin toplam bal üretimi yıllık 74 000 tondur ve bu üretimin ekonomik
değeri yaklaşık 300 000 000 YTL'dir. Üretilen balın kalitesi esasen dış
pazarlarda aranan düzeydedir; ancak, bu üretimin, yıllara göre değişmekle
birlikte, 15 000 000 dolar ilâ 30 000 000 dolarlık kısmını ihraç edebiliyoruz.
Avrupa'nın bal ihtiyacının 200 000 ton olduğu göz önüne alındığında, ihraç
pazarındaki talep fazlalığı ortadadır. Ülkemizin potansiyelini bu yönden daha da
artırmamız gerekmektedir.
Arıdan elde ettiğimiz ürün kuşkusuz sadece bal değildir. Geleneksel bir
lezzet olarak belki akla ilk gelen arı ürünü baldır; ama, polen, propolis,
arısütü, arı zehri, balmumu gibi katmadeğeri yüksek ürünlerin de üretimi söz
konusudur. Hatta, polen ve propolisin üretimi baldan daha kolay ve katmadeğeri
daha yüksek olan arı ürünleridir. Ayrıca, polen, doğal bir besin kaynağı olarak
tercih edilen bir ürün haline gelmiştir. Propolis ise içerdiği 150'ye yakın
bileşik ve 20'den fazla mineralle doğal bir antibiyotik gücündedir. Vücut bakım
kremleri, ağız ve diş bakım ürünleri, diş macunları, sabunlar, besin tabletleri
propolisin yoğunluklu olarak kullanıldığı alanlardır. Bakanlığımızın
kooperatiflere verdiği destek kapsamında İzmir Kemalpaşa İlçesi Çambel Köyünde
Türkiye'nin ilk polen ve propolis tesisi Hükümetimiz döneminde kurulmuştur. Bu
tür tesislerin desteklenmesi önceliklerimiz arasında olup, bu konuda üreticiden
gelecek olan projeleri bekliyor ve bunları destekleyeceğimizi burada ilan etmek
istiyorum.
Yine, Bakanlık olarak, arıcılık ve balcılık için ulaşmak istediğimiz noktalar
bulunduğunu ifade etmek istiyorum. Mesele, bal üretiminde üretime ve emeğe
saygının gereği olarak sentetik bal üretiminin önüne geçmek, kaliteyi düşüren
şekerle üretim yapanlarla mücadele etmek, bu çerçevede en önemli hedeflerimiz
arasındadır.
Bakanlık birimlerimiz, balda taklit ve tağşişin önüne geçmek için
denetimlerini aralıksız olarak sürdürmektedir. Bu kapsamda, 2005 yılı kasım ayı
sonuna kadar yaklaşık 14 000 denetim yapılmış ve 1 580 adet numune alınmıştır.
Alınan numunelerden 860'ının analizi müspet ve 320 örnekte ise olumsuzluk tespit
edilmiştir. Yine, denetimler sonucunda 33 ton bal imha edilmiş ve 27 işletmenin
üretim izinleri iptal edilmiştir. Ülkemizde 1'i Bakanlığımıza ait, diğeri Ege
Üniversitesine ait olmak üzere 2 laboratuvarda bu tür analizler yapılmaktadır.
Laboratuvarlarımızın kapasitesi ve teknolojisi, denetimleri etkin bir şekilde
yapabilecek düzeydedir. Zaman zaman ihraca giden ürünlerde kalıntı problemi ve
glikoz içerdiği için iadeler olduğu bilgileri Bakanlığımıza ulaşmaktadır. Ancak,
bunların, kamuoyunda gerçekte abartıldığı kadar olmadığı ve gerçekleri tam
olarak yansıtmadığını ifade etmek istiyorum.
2003 yılında 15 000 ton bal ihraç edilmiş, bunun karşılığında 293 ton bal
iade edilmiştir. Yani, ihraç edilen balın yüzde 1,2'si iade edilmiştir ve
yapılan analizlerde de -bu analizler için söylüyorum, bu örnekler için
söylüyorum- balda ilave bir glikoza rastlanmamış, başka birtakım faktörler
tespit edilmiştir. Yine, 2004 yılında 5 600 ton bal ihraç edilmiş ve bunun 175
tonu iade edilmiştir. Bu verileri sizlerle paylaşmaktan kastım, iadelerin
azlığıyla övünmek değil, bazı yanlış bilgilerin önüne geçmektir. Sektörün
geleceği açısından bu tür durumların elbette ki hiç olmaması bizim arzumuz ve
hedefimizdir.
Ayrıca, bal verimini artırmak, gezginci arıların konaklama sorunlarını
çözmek, gen kaynaklarımızı korumak, arıcılıkla geçinen ailelerin yaşam
standartlarını yükseltmek, arı ürünlerinin üretimini artırmak, ihracatı muhakkak
suretle artırmak ve yasadışı yollarla ülkemize giren arı ürünlerinin önüne
geçmek de birbirinden ayırt etmeden çözmeye çalıştığımız arıcılığımızın
sorunlarındandır.
Vasıflı ve genetik performansı yüksek anaarı üretiminin artırılması ve
yaygınlaştırılması çalışmaları da devam etmektedir. Yerli genotiplerin ıslahı
konularında Ordu Arıcılık Araştırma Enstitümüz ve Ardahan Arıcılık Üretme
İstasyonumuz çalışmalarına hız vermiş ve ıslahla ilgili önemli mesafeler
kaydedilmiştir.
Ülkemiz ballı bitki florası bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biri
olup, tanınmış ballı bitkilerin üçte 2'si ülkemizde bulunmaktadır. Üretimin
kalitesini ve aromasını zenginleştirmek için, ülke ballı bitkiler haritası
hazırlanmış ve üreticilerimizin hizmetine, bilgisine sunulmuştur.
Kaynak:
TBMM